İzmir Barosu tarafından yeni adli yılın başlaması dolayısıyla İzmir Adliyesi C Blok önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamayı İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz okurken; yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, savunma hakkı, cezaevlerinde bulunan avukatların durumu, avukatların ekonomik ve sosyal sorunları ile avukata yönelik şiddet ve antidemokratik uygulamalara dikkat çekildi.
Yeni adli yılı hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve savunma hakkının ağır biçimde aşındırıldığı bir dönemde karşılandığı belirtilen açıklamada, yargının bağımsız ve tarafsız bir güç olmaktan çıkarılarak siyasi bir aparat haline getirilmesine tepki gösterildi. İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, “Talimatla hukuk, telkinle adalet, baskıyla bağımsız yargı olmaz” dedi.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının hukuk devleti açısından yarattığı tehlikeye dikkat çekilen açıklamada yargı kararlarının siyasi iradenin beklentileri doğrultusunda şekillenmemesi gerektiği vurgulanarak, yurttaşların adliyeye girdiklerinde hakkını değil, kararın kimin tarafından istendiğini düşünmeye başladığı bir düzenin toplumsal adalet duygusunu da zedelediği ifade edildi.
Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve kovuşturmalara maruz bırakılması ile özgürlüklerinden mahrum edilmesine de dikkat çekilen açıklamada, avukatın müvekkilinin haklarını savunmasının suçlama konusu yapılamayacağı vurgulandı.
İzmir Barosu’nun cezaevlerinde bulunan meslektaşlarına gerçekleştirdiği ziyaretlere değinilen açıklamada, Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı, Doğa İncesu, Yunus Emre Işık ve Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu özgürlüğünden mahrum bırakılan avukatların durumunun bireysel dosyalar olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek “Onların özgürlüğü, savunmanın özgürlüğüdür” ifadelerine yer verildi.
Basın açıklamasında avukatlık mesleğinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunlara da geniş yer verildi. Özellikle genç avukatların düşük gelir, yüksek ofis giderleri, ağır çalışma koşulları ve güvencesizlikle karşı karşıya olduğu belirtilirken; CMK ve adli yardım ücretleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve ücretlerin tahsilindeki sorunlara dikkat çekildi.
Avukatların ekonomik sorunların yanı sıra fiziksel şiddetle de karşı karşıya kaldığı ifade edilen açıklamada, avukata yönelik saldırı ve tehditlerin cezasız bırakılmasının şiddet sarmalını güçlendirdiği vurgulandı. İzmir Barosu olarak avukatların görevleri nedeniyle özel olarak korunması ve avukata yönelik saldırıların cezasız kalmaması için mücadelenin sürdürüleceği belirtildi.
Açıklamada, gazeteciler, öğrenciler, akademisyenler, sendikacılar, siyasetçiler, insan hakları savunucuları ve avukatlar üzerindeki baskıların demokratik toplum düzeninin sınırlarını daralttığı ifade edildi. İfade, toplantı ve gösteri yürüyüşü, örgütlenme ve siyasal katılım özgürlüklerinin kullanılmasının suç gibi değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanarak, “Hukukun görevi, iktidarı korumak değil; iktidar karşısında yurttaşı korumaktır” denildi.
Açıklamada geçtiğimiz adli yılın açılışında olduğu gibi bu yıl da avukatların ve baroların söz hakkının engellendiği belirtilerek, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen Adli Yıl Açılış Töreni’nde kimseye söz hakkı verilmemesi eleştirildi. Baroların yargının dışından gelen bir unsur olmadığı, avukatların yargının misafiri olmadığı ve savunmanın protokol sırasındaki bir nezaket unsuru olmadığı vurgulanan açıklamada, “Avukatların sözünü keserek yargının bağımsızlığından söz edilemez” denildi.
İzmir Barosunun hukuk, adalet ve savunma hakkı konusundaki mücadelesini sürdüreceği belirtilen açıklama, “İzmir Barosu susmaz. Sözümüz bir makamın iznine bağlı değildir” ifadeleriyle sona erdi.